ÇOCUĞUMUZUN PROBLEMLİ OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ?

Büyük umutlarla evlenip yıllarca birikimlerimizle kaliteli bir yaşam kurmayı düşleyerek dünyaya getirdiğimiz çocuğumuzda büyüme aşamasında neyin problem olduğu neyin problem olmadığı konusunda gerçekten soğukkanlı bir şekilde karar vermek çok önemli bir husustur. En büyük problem çocuğumuz dünyaya geldiğinde onunla ilgili gelişim sürecine hakim olmamaktan kaynaklanıyor. Özellikle yürümeye geç başlayan çocuklarda panik başlar. 9 aylık olan bebekler neden yürümüyor diye doktor doktor gezen aileler 15 aylığa kadar yürümeye çocukların normal olduklarını bilmeleri gerekiyor. Hatta bazı uzmanlar bu sürecin 18 aya kadar normal karşılanması gerekiyor olduğunu düşünüyorlar.

Aile olarak çocuğumuzun geç yürüme ihtimalini görüyorsak ve bu durumu bir hekime danışmak istiyorsak. ilk önce gideceğimiz hekim çocuk nöroloji uzmanı olmalıdır. Çocuk nöroloji uzmanı gerekirse konsültasyon için farklı branşların fikrini alabilir. Bu konuda soğukkanlı davranıp fiziksel olarak bir problem olup olmadığı konusunda emin olmamız gerekir. Eğer fiziksel bir problem varsa yapılabilecek en iyi tedavi yöntemlerini araştırıp uygulama yollarını bulmalıyız. Fiziksel hiçbir problem olmadığını düşünüyorsak olayın tamamen genetik olduğunu düşünmeliyiz. Ailede geç yürüme olayının olup olmadığı konusunda araştırma yapmalıyız.

Çocuğumuz ile ilgili ikinci karşılaşacağımız problem yemek yememe problemi olabilir. Bu tabi ki her bebekte karşı karşıya kalınacak bir problem olmayabilir. Eğer çocuğumuz 1 yaşına gelmişse ve yemek yemiyorsa bebeğimize nasıl yeme alışkanlığı kazandırdığımıza bakmamız gerekiyor. Yeme alışkanlığı kazandırma konusunda atalarımızın yöntemlerini denemek çoğu zaman doğru karar olabilir. Çocuğumuz anne sütünü alabildiği kadar almalıdır. Daha sonra ek gıdalara ve katı gıdalara annenin sütünün yeterliliğine göre karar vermek gerekir. Bu konuda anne sütü yeterli kadar beslenme için yeterli değilse yemek sularından başlayarak çocuğumuzu beslemeye başlamamız gerekir. Tabi ki katı yiyecekler de beslenme için kullanılabilir. Özellikle çocuklarımızın beslenme alışkanlığının doğuştan geldiğini bilmemiz ve sevmediği besinler konusunda farkındalık içinde olmamız gerekir. Tabi ki bu konuda çocuklarımızın yeme alışkanlığı konusunda keşfedilmesi gerekir. Bunu da çocuklarımıza her türlü besini vererek öğrenebiliriz. Ayrıca çocuklarımızı, sevmediği veya alerjik yapıda olduğu yiyecekler konusunda hassa davranmamız ve çocuklarımızın beslenme planlarını bu çerçevede planlamamız gerekmektedir. Tabi ki burada ince bir çizgi var. Çocuklarımızın aileleri özellikle yemek konusunda yönetmemesi gerekir. Bu konuda özellikle annelerin kontollü olmaları gerekir.

Bu konu ile ilgili gelişim dönemleri aşağıda yer aldığı gibidir.
DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM

İçinde bebeğin geliştiği doğum öncesi dönem her biri yaklaşık
üç ay süren üç tane üç aylık dönem’e ya da zaman parçasına bölünür.
Bu süre içinde rahim çevresi son derece dengeli ve koruyucu
olmaya yönelir, ama çeşitli dış etkenler gelişimi bozabilir ya da
arttırabilir. Bunlar arasında beslenme, stres, hastalık, uyuşturucu
haplar, ilaçlar sayılabilir; bunların etkisi hakkındaki bilgiler
-bizim ele almak istediğimiz de bu- iyi bir doğum öncesi bakımın
ne olduğunu anlamanıza ve bebek adayına özen göstermenin
ne kadar önemli olduğu konusundaki bilincinizi arttırmanıza
yardımcı olabilir.

İLK ÜÇAY

Birinci ay. Sperm ve ovum bir kez birleştiğinde her birindeki
kromozomlar eşleşir ve zigot Fallop borusundaki yolculuğunz
sürdürürken bir dizi bölünmeye başlar. (Bu arada,
zigot sözcüğünün boyunduruk anlamına gelen Yunanca zygon sözcüğünden
geldiğini belirtelim.) Rahimde bu minicik hücre demeti
yeniden bölünmeyi ve çevreden besinler özümlemeyi sürdürür. Hemen
sonra rahim duvarında kök salacak hücreleri göndermeye
başlar.Yaklaşık iki hafta süren bu dönemde organizma blastosist
adını alır. Bu evrede hücrelerin özelleşmesi şimdiden başlamıştır.
Kendini rahim duvarına aşılamasından itibaren, blastosist, bir hücre
demetinden özelleşmiş hücre grupları halinde farklılaşmış organize bir
yapıya dönüşür. Hücrelerin bu düzenli farklılaşması,
zamanlama mekanizmasını henüz tam olarak anlayamadığımız
olağanüstü kesinlikte bir olaylar sıralamasına göre ortaya
çıkar. Belirli genlerin özel zamanlarda işlem yaptıkları
görülmektedir; bazılarının işlemleri bittiğinde diğerlerinin işlemi
başlar. Bu, belirli hücre türlerinin büyümesini ve bölünmesini
hızlandırmaya, diğerlerininkini bir süre için yavaşlatmaya neden
olur. Bu süreç sürekli yinelenir.

Blastosist gebeliğin üçüncü haftasında kendini rahim çeperine
aşılar. Bu, anne adayının kan damarlarından besin alabilmek
için rahim duvarında büyüyen hücreler (villus) aracılığıyla olur.
Yaklaşık bir iğne başı büyüklüğünde olan bu organizma, bir hormon
salgılayarak kadının bedeni üzerinde daha şimdiden etkili
olmaya başlamıştır. Bu hormon kan dolaşımı yoluyla hipofiz bezini
etkileyerek ayhalini durdurur, böylece blastosistin gelişmesini
sürdürmesine izin verir. Zaman içinde bu hormon idrarda
araştırılabilir ve gebelik testi için de kullanılabilir; sonunda bir bebek
olacak olan embriyonun içinde gelişen embriyon levhası büyür,
kendi etrafında kıvrılır ve ilkel kalbi oluşturur. İçinde sıvı
bulunan amniyon kesesi yeni başlayan embriyoyu hemen sarar
ve bunu yapmayı doğuma kadar sürdürür.

Büyüme ve farklılaşma şimdi son derece hızlıdır. Dördüncü plasenta aracılığıyla annenin kan dolaşımına filtre edilir ve sonuçta
annenin kendi beden artıklarıyla dışarı atılır. Plasenta
büyür ve yaklaşık yedinci aya kadar rahim çeperinden daha büyük
olmayı hedefler, bu sırada rahimin yarısından fazlasını kaplar.

Özetle, birinci ay sırasında son derece önemli değişimler ortaya
çıkmaktadır. Zigotun Fallop borusunu katetmesinden ve rahime
yerleşmesinden sonra, hücre, yalnızca sayı açısından hızla
artmakla kalmaz, aynı zamanda kendisinden embriyonun, plasentanın
ve amniyon kesesinin gelişeceği dokular da farklılaşır.
Embriyo hücreleri bedenin bazı yaşamsal organlarının başlarıgıçlarında
farklılaşmayı sürdürür. Ancak bu evrede insan embriyosu
diğer hayvaların embriyolarından zor ayırt edilir.

İkinci ay. Döllenmeden sonraki beşinci haftada embriyo
kol ve bacakları oluşturacak yumruları geliştirir. Beşinci ve altıncı
haftalar yüzün, gözlerin ve kulakların biçimlenmesi açısından
önemlidir. Bedenin üst yanı ve baş, bedenin alt yanından biraz
daha önce gelişir ve embriyo’ya üst bölümü daha ağır bir
görünüm verir. Gerçekten, bu sırada baş embriyonun boyunun yaklaşık
yüzde ellisini oluşturur. Akciğerler, karaciğer, böbrekler,
diğer yaşamsal organlar ve bezler biçimlenmektedir.

Yukarıda bahsedildiği gibi çocuklarımızla ilgili karar vermeden önce fiziksel ve zihinsel gelişim özelliklerini iyi bilmeliyiz. Çocuklarda yeme problemini de belli bir noktaya getirdikten sonra eğitim problemleri baş gösterir. Özellikle maddi düzeyi yüksek olan aileler çocuklarını yürümeye başlar başlamaz hemen kurslara götürmeye başlarlar. Özellikle çocuğun her yönden gelişmesi için bir sürü şey denerler. Bu hususta çocukların 0-6 yaş arasında gelişimlerinin çoğunun tamamlandığını göz önünde bulundurursak anne-babaların bu kaygılarını mantıkla karşılamak gerekir. Bu konuda özellikle çocukların bir şeyi denerken o şeyle ilgili merak içinde olmaları çok önemli. Bu konuda mümkün olduğunca bir uzmanın veya ailden bilinçli kişilerin yönderliğinde bu çalışmaları yapamayı her zaman hatırlamalıyız

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yoruma kapalı.