SORUMLULUKLARINI GECİKTİREN ÇOCUKLARLA BAŞA ÇIKMA

Çocuğa her hangi bir şeyi dayatmak, genelde tartışma küskünlük ve baş kaldırma ile sonuçlanır. İletişimimiz sevecen, yardımsever ve olumlu olursa, çocukların işleri kabul etmesi daha kolay olur. Kararlı ve anlayışlı olmak bizi çözüme biraz daha yaklaştırır. Anlayışlılık çocuğa duyulan saygıyı, kararlılık da işe duyulan saygıyı gösterir.
Eğer çocuklarımız yapmaları gereken işleri erteliyorlarsa, öncelikle kendi halimize bakmalıyız. Eğer biz de bazı durumlarda yapmamız gerekenleri erteliyor ve bazı konuşmalara kulak tıkayabiliyorsak, çocuğumuzun ertelemesi doğaldır. Kendi işlerimizin zamanını planladıktan sonra, çocuğumuza o işin nasıl yapıldığını göstermeliyiz. Belki de gerçekten işi nasıl yapacağını bilmediği için yapamıyordur. Mesela, düzenli bir oda nasıl olur? Bir hafta sonu çocuğunuzla birlikte odasını derleyin. Sonra da düzenin ne demek olduğunu ve ne işe yaradığını onun anlayacağı şekilde anlatın. Çocuğunuzun sevgi diline göre, örneğin çocuğun sevgi dili, fiziksel temas ise, o dağınıklıkta ayağını her attığın yerde kitaplar, kayan kalemler vs, gibi dokunduğunda rahatsız olacağı şeyleri hatırlatın. Bu konuda bir de, çocukları eşyaya boğmamak lazım. Çocuk vitrinde bir oyuncak araba beğenmiştir. Aile çocuğa 3-4 farklı araba alır. Öyle bir zaman gelir ki çocuk artık en sevdiği arabayı odada bulamamaya başlar. Ve anneden sitem sözleri duyulur: “bıktım şu oyuncaklardan, ne dağınık çocuksun!” (Futbolcuya değil, topa vurmak gerek!)
Ertelediği işi neden ertelediğini de araştırmak gerekir. Ödevini yapmıyorsa, gerekli bir materyali mi eksik, konuyu mu anlamamış, unuttu mu, dikkat çekip yardımınızı almak mı istiyor, asıl sorun nedir, onu bulmak lazım. Mesela çocuğunuz, matematik ödevini yapmak istemiyor ve hep geciktiriyor, geçiştiriyor. Bir izleyelim, neden yapmak istemiyor?
Matematiği sevmiyor olabilir.
Konuyu anlamamış olabilir.
Defterini, kitabını okulda, arkadaşında unutmuş olabilir.
Ödevi olduğunu unutmuş olabilir. (ki böyle bir durumda odasına yazılı notlar almanız faydalıdır.)
Televizyona dalmış olabilir gibi daha bir çok madde sıralanabilir. Bu maddeleri tek tek ortadan kaldırıp asıl nedeni bulmak gerekir. Örneğin, televizyon kapatıldığında sorun devam ediyor mu?
Asıl nedeni bulduktan sonra ortadan kaldırmak daha kolay olur.
Bir de çocuklarımızın öncelikle yaptıkları olumlu davranışları yüreklendirmek gerek. Ama maalesef, büyüklerin dikkatini çekmenin en kolay yolu hata yapmaktır. Olumlu davranışına “aferin” veya ona uygun küçük bir ödül alan çocuk, bu davranışı sürdürür. Ama siz olumsuz davranışı cezalandırırsanız, cezanın olmadığı yerde davranış tekrarlayabilir. Bir de sorumlulukları yerine getirmesi için konulan kurallar gerçeği yansıtmalıdır. Çocuğun yapamayacağı kurallar konulmamalıdır. “odanı toplamazsan seni teyzene götürmem! – götürme zaten ona gitmek isteyen kim?” veya “ödevini bitirmeden televizyon izlemek yok!” iyi de televizyon, çalışılan bilgilerin %50’den fazlasını unutturur. Çalıştıktan sonra unutması için mi televizyon izleyecek? En iyisi ödevine başlamadan önce haber saatine kadar izlesin. Haberlerden sonra ya diziler başlar, ya maçlar. İkisinin de çocuğa faydası olmadığına göre, dersinin başına oturabilir. Ancak bu kural, konulmalı ve uygulanmalıdır. Konulan fakat uygulamaya geçirilmeyen kurallar sizin evdeki otoritenizi sarsar. Koyduğunuz kuralların gerekçesini açıklamanız onların uygulanırlığını artırır. Sorumluluğunu yerine getirdikten sonra, büyük işlere büyük ödüller, küçük işlere küçük ödüller verin.
Çocuk eğer, işi gözünde büyütüyor ve nereden başlayacağını bilemiyorsa, ona şöyle sorabilirsiniz: “bir elma nasıl yenir, tek lokmada mı? Okula nasıl gidilir? Tek adımda mı? Nasıl elmayı parçalayarak yiyor, okula adım adım yürüyerek gidiyorsak, işlerimizi de aniden bitiremeyiz ve adım adım ilerleriz. Öncelikle bize acilen lazım olan basamaktan başlamamız gerekir.” Yapılması gereken işler çoksa öncelik sırasına koymak işimizi kolaylaştırır.
Rahatta zahmet vardır, zahmette rahat vardır. Yani biz bir iş yapıyorsak, onu yaptığımız için mutlu oluruz ve rahat hissederiz kendimizi. Ama eğer yapmamız gereken bir işi yapmıyorsak, “ay şunu yapacaktım, yapmadım, eyvah hala yapmadım, vakit de az kaldı ama çok zor….” Gibi bahaneler söyleriz ve belki 10 dakikalık işi ertelediğimiz için 10 gün sıkıntı çekeriz. Erteleme genelde utanç ve kaygı ile beraber dolaşır.
Çocuğunuz küçükse işleri eğlenceli hale getirebilirsiniz. “hayat güzeldir” filminde baba çocuğuna esareti oyun gibi gösterdiği için kurtulabilmiştir. Oyun ve eğlence her yaştaki çocuklar için cazip olabilir. Bunu bir yarışma şeklinde de yapabilirsiniz. Mesela oturma odasındaki oyuncaklarını toplamasını defalarca söylemenize rağmen size vaktim yoktu, çok zor gibi bahaneler sunabilir. Bu durumda, odayı bir defalığına birlikte toplarsınız ve kaç dakika sürdüğünü saptarsınız. Böylece ne kadar kolay ve az zaman alan bir iş olduğu kanıtlanmış olur.
Erteleme bir takım korkulardan da kaynaklanıyor olabilir:
Mükemmel olamama korkusu
Yeteri kadar iyi olamama korkusu
Hata yapma korkusu
Birilerini hayal kırıklığına uğratma, beğenileri kaybetme korkusu
Başarısızlık korkusu
Bilinmeyenden korkma korkusu
Yargılanmak, eleştirilmek, cezalandırılmak korkusu
Çok fazla sorumluluk alma korkusu
Duygulardan korkma
Reddedilme korkusu
Yanlış karar verme korkusu
Tüm bu korkuları çocuğunuzla konuşarak ve empatik olarak çözebilirsiniz. Sorumluluk bilinci oluşturmada en önemli faktör, örnek olmak ve çocuğunuzun duygularını anladığınızı belirtmenizdir.
İlişkiyi sürdürmenin iki yolu vardır: ekip olarak ve rakip olarak. Aynı evin içinde kendi çocuğunuzla rakip olursanız, her şey daha da zora girer. Ama ekip olmayı başarabilirseniz, sonuç 1+1 =2 ‘den daha fazla bir şeydir. 11’dir, 111’dir, 1111’dir.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>