SORUMLULUK GELİŞTİREN DİSİPLİN YÖNTEMİ

Anne baba, çocuklarından herhangi bir şeyi yapmalarını istediklerinde, çocuklar o istenilen şeyi bazen yaparlar, bazen yapmazlar. Anne baba da, çocukları istedikleri davranışı yaptıklarında ödüllendirir; yapmadığında ya sessiz kalır yada ceza verir.
Söylediğiniz sözleri çocuğunuz dinleyemeyecek durumdaysa, uygun zamanı bekleyerek söyleyin. Aksi takdirde sizin için önemli meseleleri bile dinlememe alışkanlığı edineceklerdir. Göz temasında bulunun; karşılıklı etkileşim kurun ve sizi anladığından emin olun.
Ödül veya ceza kullanmayıp, sorumluluk geliştiren disiplin yöntemini uygulayacaksak, nasıl davranmamız lazım?
Mesela, yemek konusundan başlayabiliriz. Çocuk, akşam yemeğinde bilmem hangi önemli işinden dolayı sofraya oturmaz. Anne önce “sana bu akşam yemek yok” dediği halde az sonra elinde bir tabakla çocuğun peşinden koşmaya başlar. Bu durumda çocuk, zamanında yememenin sıkıntısını ve sorumluluğunu almamış olur. Anne birazcık sabırlı olsa da şunu diyebilse:
“çocuğum akşam yemeği için sofra hazır. Yarım saat içinde de yemeği bitiririz. Sonra ben sofrayı kaldırırım. Sofra kalktıktan sonra da sana bir daha yemek hazırlamam. Ayrıca yemekten sonra senin çayla birlikte kek, pasta, sandviç gibi şeyler atıştırmana da izin vermem. Mutfağa girmeni de yasaklarım; sabaha kadar aç kalırsın.”
Çocuk yemediğinde hakikaten sabaha kadar aç kalsa, sabah herkesten önce kahvaltıya oturacaktır. Kahvaltıda bir şey yemiyorsa, öğleye kadar bir şey yedirmeyin; bu defa öğlen yiyecektir. Öğlen de yemiyorsa, akşam yiyecektir. Eğer, öğünlere dikkat etmesini ve doğru beslenmesini istiyorsanız, kararlı ve sabırlı olmak zorundasınız. Belki birkaç gün, belki birkaç hafta çocukta yemek disiplini oluşmayabilir. Ancak anne baba bu tutumunda kararlı ve sabırlı devam ederse, çocuk artık istenilen davranışı göstermeye başlar.
Aslında çocuklar, istisnalar dışında her türlü yemeği yiyebilecek hale gelebilir. Fakat anne baba sabırsızlık göstererek çocuğun onların istediği kadar yemesini beklerler. Yemek aralarında, çocuk yemekte bir şey yemedi diye, pasta, bisküvi, şeker, çikolata vs verirler. Böylece çocuk yemek yememeye başlar. Çocuk artık sadece sevdiği şeyleri yer. Böylelikle anne baba onu yeme özürlü yapmış olur. Adeta bu fizyolojik ihtiyaç, çocukta psikolojik bir ihtiyaca dönüşür. Çocuk yemek yesin diye seremoni düzenlenir. Normalde çocuğuna vakit ayıramadığını söyleyen baba sırf çocuğuna yemek yedirebilmek için, bin bir türlü oyun icat eder. Tabi bu ilgi çocukların hoşuna gider. Hem istediklerini yemiş; hem de oyun oynamış olurlar. Çocuklarınızı, sevdikleri yiyecekleri yedirmek adına, ihtiyaçları olan besinlerden mahrum bırakmayın.
Çocuk, akşam eve geç geldi. Burada “madem geç geldin, hafta sonu sinema yasak!” derseniz; bu doğrudan ceza olur. Mantıklı sonuç ise; “madem ki bugün geç geldin; yarın dışarıya çıkmıyorsun. Çünkü zamanında gelme alışkanlığını kazanamamışsın” demektir. Yaptırım; çocuğun hata yaptığı konuda olmalıdır.

MANTIKLI AÇIKLAMA İLE ÖDÜL CEZA ARASINDAKİ FARK;

Ceza genellikle otorite tarafından verilir.
Çocuğun hatasından dolayı hemen ceza verilirse, çocuk düzelmeyi değil, direnmeyi tercih eder. “Anneciğim, iyi ki beni cezalandırdın; yoksa, yaramazlık yapmaya devam edecektim” demez. Sadece Pazar günü tatil yapabiliyorsunuz. O sabah büyük bir gürültüyle uyanıyorsunuz. Çocuğunuz erkenden uyanmış ve televizyon seyrediyor. Siz bağırıyorsunuz: “Kapat şu televizyonu!” çocuk neye uğradığını şaşırıyor, ya kapatıyor, yada bir süre sonra televizyonun sesi yavaşça açıla açıla yine eski halini buluyor. Siz yine uykunuzdan oluyorsunuz. Bunun yerine o anda çok zor gelebilir ama şöyle desek:
“ Bak yavrum, ben haftada 6 gün çalışıyorum ve çok yoruluyorum. Pazar sabahları uyuyarak dinlenmek istiyorum. Uyurken de dışarıdan gelen yüksek sesleri duyuyor ve uyanıyorum. Bundan dolayı televizyonun sesini sabah sabah duymak istemiyorum. Ya kapıyı kapat, ya sesini kıs ki ben rahatsız olmayayım. Yok eğer, “ben kısık sesle televizyon seyredemem” diyorsan, o zaman televizyonu kapat ve başka şeyle meşgul ol.”
“Bu kadar konuşunca zaten uykum kaçar” diyorsanız, bu kadar konuşmayıp yıllarca uykunuzdan olmayı tercih edebilirsiniz. En azından bunları söylerseniz, çocuğunuz bu yeni davranışı edinene kadar uykunuz kaçar, sonra her şey yoluna girer. Önemli olan, çocuğun televizyonu kapatması değil, çocuğunuzun size direnç göstermeden ve hak vererek doğru davranışı öğrenmesidir.

Ceza bazen keyfi olabilir.
“Ben öyle istiyorum, öyle olacak. Ben anneysem benim dediğimi yapmak zorundasın.” Gibi cümlelerle güç yarışına girmek gereksizdir. Çocuğunuz eşyalarını ortalığa dağıttıysa, “çabuk topla şunları; yoksa hafta sonu arkadaşına gidemezsin!” dersek, çocuk direnç gösterir. Zaten oyuncaklarını toplamamakla hafta sonu gideceği yerin bir ilgisi yoktur. Bağlantılı cezalar verilmelidir. “şu anda temizlik yapıyorum. Odanın ve oyuncaklarının dağınık olduğunu görüyorsun; ben şu anda onları toplayamam. Eğer sen de onları toplamazsan, onları ben toplarım ve 3 gün oynamana izin vermem.” Çocuk eğer, hala toplamıyorsa, siz oyuncakları kaldırın ve dediğiniz gibi 3 gün oynatmayın. 3 gün sonra aynı davranışı tekrarlarsa oyuncaklarını 4 gün yasaklayın. Bir süre sonra öğrenecektir.

Cezalar genel olarak yargılayıcı ve kişiseldir.
Eğer çocuğunuz sizin çok değer verdiğiniz bir eşyanızı kaybettiyse, “niye kaybettin? Bir daha sana bir şeyimi vermeyeceğim! Ne kadar savruk bir çocuksun. Her şeyi kaybediyorsun!” gibi cümleler yerine “kitabımı kaybettin. Onu tekrar yerine koymak için ne yapmayı düşünüyorsun?” dersek, çocuk yargılanmadan ve genellenmeden hatasını kabul eder. “baba o zaman harçlığımdan kes, ben sana yavaş yavaş ödeyeyim” der. Eğer biz çocukların hatalarının üstüne çok gidersek, o hata zamanla suça dönüşür. Hata bir kereye mahsus yapılan yanlış davranışlardır. Herhangi bir kasıt içermez. Ama suç, daha ciddi boyutta, tekrarlanan hatalardır.

Ceza genellikle geçmiş olaylarla ilgilidir.
Karşılaştığımız hatalarda geçmişle ilgili genellemelerden uzak durmalıyız. Saat 16:30 da eve geleceğini söylediği halde 18:00 de gelen çocuğunuza “ben sana kaç kez söyleyeceğim geç kalma diye. Dışarıda bu saate kadar ne işin var. Hep erken geleceğim diyorsun, bir saatine baksan…” gibi uzayıp giden cümleler kurmak yerine; “bak yavrucuğum, ben de senin sokağa çıkıp oynamanı istiyorum. Ama bakıyorum ki söz verdiğin saatte eve gelemiyorsun. Dolayısıyla henüz eve vaktinde gelme sorumluluğunu üstüne alamadığını görüyorum. Bu yüzden bugün dışarıya çıkmana izin vermiyorum. İstersen bu konuyu yarın tekrar görüşelim.” Eğer bizler, bu doğru cümleleri düşünüp sabırla kurabilirsek, çocuklarımız bize cephe almadan, bizim isteklerimizi yerine getirirler. Ama biz kısa yoldan “yarın sokağa çıkmak yasak” dersek, çocuk evden kaçmaya kadar işi büyütebilir. SEVERLERSE KORKARLAR; AMA KORKARLARSA SEVMEZLER.

Anne baba çocuğu cezalandırırken bazen sevgi ve saygılarından mahrum bırakmakla tehdit ederler.
“Sen böyle yapmaya devam edersen ben de senin annen olmam” Şakasına dahi olsa böyle bir şaka çocukta derin izler bırakır. Çocuğunuz da biraz muzipce sizden başkasına “anne” deyiverse ne kadar üzülürsünüz değil mi? Böyle bir tutum çocuğu eğitmez. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Bu tutum, onlarda daha farklı düşünce ve davranışların oluşmasına neden olabilir.

Genellikle ceza uyum talep eder.
“Eğer sen burada benimle yaşıyorsan, bana uymak zorundasın” Burada “senin ne düşündüğün önemli değil, sadece benim fikrim önemli. Burası da bizim ailemizin değil, sadece benim evim” mesajı var. Düzeltmek istediğiniz davranışı açıklarken nedenini belirtmelisiniz.

Çocuklara bir yaptırımda bulunmadan önce fikirlerini sorun.
Gezmeye gidilecek. Çocuğu özgür bırakıyorsunuz “ne istersen giy” diyorsunuz. Ama tabi bu izni vermeden önce dolabını mevsimlik kıyafetlere göre düzenlemeniz gerekiyor. Kışın ortasında çocuğunuz yazlık giysi giymek istedi diye onun hasta olmasını göze alamazsınız. Veya onu, “sana şunu giy demedim mi?” diye bir yaptırımda bulunarak, karşınıza almak istemezsiniz. O halde ortamı bizim isteklerimize göre tercih yapacak konuma getirmeliyiz. Renk konusunda özgür bırakılmaları gerekir. Zamanla uyumlu giyinmeyi öğreneceklerdir. Anne sürekli karışmaya devam ederse, çocuk sadece anneye tepki olsun diye, ısrarla başka kıyafetleri giymek isteyecektir.

Davranışın arka planını düşünün.
Yapılan hatalara bir göz atın. Eğer çocuğun yaptığı hatalarla sizin yaptıklarınız benzerlik gösteriyorsa, öncelikle siz davranışlarınızı düzeltmelisiniz. Bir babanın televizyonun karşısına geçip, “televizyon çok zararlı bir alettir” demesi gibi kale alınmaz. Eğer çocuk, sadece hata yaptığında ilgi görüyorsa, hataları sıklıkla yapacaktır. Veya çevresinde hatalarıyla ön plana çıkan bir arkadaşı varsa, onu örnek alıyor da olabilir. Tüm bunlar araştırıldıktan sonra davranış düzeltilmeye başlanmalıdır.
AİLE TOPLANTILARI
Aile toplantısı, bütün aile üyelerini kapsayan, düzenli bir toplantıdır. Ailedeki bireylerin değerleri, istekleri, şikayetleri, planları, soruları ve önerileri gündemi oluşturur. Aileyi ilgilendiren her konu üzerinde, üyelerin fikirlerini söyleyebilecekleri bir ortamdır.
Aile toplantısı, ailede yapılacak işlerin planlandığı, herkesin tecrübelerini paylaştığı, aile üyelerinin birbirine karşı olumlu duygularını belirttiği bir ortamdır. Düzenli toplantılar sayesinde, kuralların oluşturulduğu, kararların alındığı, aile içindeki iyi ve güzelliklerin fark edildiği ve bireylerin olumlu yönlerinin ortaya çıkarıldığı, uyumlu bir aile ortamı desteklenmiş olur.
Aile toplantısı nasıl yapılmalı?
1. Aile toplantısı belli bir zamanda düzenli olarak yapılmalıdır.
2. Her toplantının başkanının farklı olması, çocukların gelişimi açısından daha faydalı olabilir. Başkanlık dönüşümlü yapılabilir.
3. Yapılan toplantıların mutlaka bir gündemi olmalı ve alınan kararların tutanağı tutulmalıdır. Böylelikle alınan kararların takibi yapılabilir.
4. Toplantı süresi belli olmalıdır. Konunun akışına göre değişmemelidir. Ortalama 60 dakika olabilir.
5. Görüşülen konuyla ilgili herkesin fikir beyan etmesine ortam hazırlanmalıdır.
6. Ev işleriyle ilgili iş bölümü bu toplantılarda yapılabilir.
7. Bu toplantılarda alınan kararlara çocuklara örnek teşkil etmesi açısından öncelikle anne baba uymalıdır.
8. Toplantı bitiminde alınan kararlar özetlenmelidir. Yeni toplantıya başlamadan önce, bir önceki toplantıda alınan kararların uygulanıp uygulanmadığını gözden geçirin.
Anne babanın bu toplantılara gösterdiği en ufak bir lakaytlık çocuğun bunu hafife almasına neden olabilir. Anne baba da bir hatada bulunurlarsa, bunu açık yüreklilikle ifade etmeli ve aile fertlerinin toplantıda verecekleri cezaya razı olmalıdır. Böylece çocuk, kendi yaptığı hatalarda da kabuklar olacak ve hatsını düzeltme yoluna gidecektir.
AİLE TOPLANTILARININ AİLEYE KATKISI:
Ailede herkesin birbirini dinlemesini sağlar.
Olumlu duygu ve düşünceleri karşılıklı ifade etmek ve devamı için birbirini teşvik etmeyi sağlar.
Ailede herkesin yapabileceği bir iş olduğunu ortaya koyarak, işbölümünü sağlar.
Sıkıntıların, sevinçlerin, üzüntülerin paylaşılmasını sağlar.
Problemleri belirler; nelerin nasıl değişmesiyle problemin çözülebileceğini saptar.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>