KARAR VERME BECERİSİ

Karar kelimesi sözlüklerde “bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdaki dikkat çekici nokta kararın bir “düşünme” süresi sonunda oluşmasıdır. Bir başka deyişle “düşünülmeden” hareket etme ya da konuşma karar almak değil, bir anlamda ezberlenmiş, otomatik tepkilerdir.

Karar almak/vermek becerisi bir yanıyla seçim yapmayı bir yanıyla da sorumluluk almayı içermektedir. Seçimdir çünkü kişi karar veriyorsa en az iki şeyden birini seçiyordur. Sorumluluktur çünkü kişi aldığı kararın ya da alınmasında ortak olduğu kararın sonuçlarıyla yüzleşmek durumundadır. Bu anlamda herkes bir karar verdiğinde, “bir davranış yapmayı tercih ettiğinde” kendisine etkisini merak eder, öğrenmek ister. Kısaca sağlıklı karar verebilmek için sorumluluk almak, alınan kararın sonuçlarını ve etkilerini tanımlayabilmek önemlidir.

Gençler için en büyük zorluklardan birisi gelişim dönemlerinin bir sonucu olarak herhangi bir durumda karar vermek, seçim yapmaktır. Dünyayla ve hayatla ilgili deneyimleri kısıtlı olduğu için al(acak)dıkları kararlar onları kaygılandırır. Zaman zaman tüm kararları kendi başlarına vermek isterler fakat bedellerini ödeme konusunda cimri davranabilirler. Zaman zaman ise -başarısız karar verme deneyimlerinin- de etkisiyle birebir kendileriyle ilgili konularda bile karar verme sorumluluğunu almaktan kaçarlar.

Aşağıdaki öykü karar verme becerisini desteklemeniz için size bir fikir verebilir:

Hayata nasıl bakmalı?Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı.Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerinebir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu.Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadarsabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı.Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu.İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu.Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.Kızına dönerek sordu: – “Ne görüyorsun” ?- “Patates, yumurta ve kahve”, diye alaylı bir cevap verdi kızı.- “Daha yakından bak bir de” dedi baba, “patatese dokun.”Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.- “Aynı şekilde, yumurtayı da incele.” Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi. Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı: – “Bütün bunlar ne anlama geliyor baba ?”Babası patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlatti. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farkli farklı tepkiler vermislerdi.Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düsmüstü. Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş katılaşmıştı. Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.- “Sen hangisisin ?” diye sordu kızına. “Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin ? Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın ? Yoksa, kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularınıolgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin ?

Ø “Bulunduğunuz ortamda (aile, okul, arkadaş çevresi) sizinle ilgili ve sizi etkileyen kararlarda ne kadar sorumluluk aldığınızı?” kendinize sorup etkinizi yetersiz buluyorsanız kararlarda daha fazla etki sahibi olmayı deneyebilirsiniz.

Hayatta pek çok seçenekle karşı karşıya kalıp farkında olarak veya olmayarak pek çok kez karar vermek zorunda kalabilirsiniz. Günlük hayatınızda ne yiyeceğiniz, nereden alışveriş yapacağınız, televizyonda hangi programı izleyeceğiniz gibi konularda verdiğiniz kararların yanı sıra eğitsel konularla ilgili kararlar da yer almaktadır. Verdiğiniz kararlar hayatınızın akışını olumlu veya olumsuz yönde de etkileyebilir. Karar verirken “ya o, ya da bu” şeklinde düşünmek yerine karar vermede sırasıyla yapılması gerekenleri uygulamak daha uygun olabilir. Karar verme aşağıdaki şekilde basamaklandırılabilir:
1.Verilecek kararı tanımlayın.
2. Karardan beklediğiniz sonucu belirleyin.
3. Bilgi toplayın.
4. Seçenekleri ve bu seçeneklerin her birinin avantaj ve dezavantajlarını belirleyin.
5. Kararı verin.

Karar verme sürecinde basamaklar kadar stratejiler de önemlidir. Bu stratejiler:
İç Tepkisel karar Verme: Seçenekler üzerinde yeterince düşünmeden, içten geldiği gibi karar verme
Mantıklı Karar Verme: Karar verirken seçenekler hakkında bilgi toplama, seçenekleri dikkatlice inceleme ve her birinin olumlu ve olumsuz yanlarını değerlendirerek karar verme
Bağımsız Karar Verme: Kendi başına karar verme
Kararsız: Verdiği kararları sık sık değiştirme isteği ve hiçbir karardan hoşnut olmama

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>