DAVRANIŞLAR VE AİLEMİZDEKİ ETKİLERİ

Aileler genelde çocuklarının olumsuz davranışlarından şikayet ederler. “Bizim çocuk bu aralar pek huysuz! Kocaman kız oldu hala çocuk gibi davranıyor, ne yapacağız bu kızla bilmem. Babası söylense de ders çalışmıyor; babam kızıyor azıcık çalışayım dese olmaz sanki. Ne olur bu oğlanın hali bilmem.” Gibi cümlelere sıklıkla şahit oluruz. Peki hiç merak ettiniz mi, çocuklarda olumsuz davranışlar ne zaman ortaya çıkar?

1. Olumsuz Anne Baba Tutumları : Çocuklar aileleri tarafından duyulmadıklarını, anlaşılmadıklarını hissettiklerinde daha çok bağıracak ve kendilerini duyurmaya çalışacaklardır. Yada daha farklı tutumlar geliştirerek, içlerine kapanacaklar ve sizin onların dünyasına girmenize izin vermeyeceklerdir.
Anne, birinci sınıfa giden kızını çizgileri düzgün çizemiyor diye eleştirmektedir. Elektrik mühendisi olan baba, oğluna basit(!) matematik sorularının çözemediği için kızmıştır. Eğer olayları kendi gözümüzle değerlendirirsek onları anlayamayız. Kendi okul çağlarımızı düşünürsek, birinci sınıftaki kızımızın neden güzel yazamadığını, oğlumuzun bizim hemen çözebildiğimiz soruları neden çözemediğini daha kolay anlayabiliriz. Çocuktan yaşının üstünde bir beklenti, çocuğun kısa zamanda derslerinden soğumasına neden olabilir ve davranışlarında bazı olumsuzluklar ortaya çıkabilir. Zaman içerisinde oyuncakları kırılmaya, olur olmadık zamanda ağlamaya, yemek yememek için direnmeye, her şeyi eleştirmeye başlayabilir.
Yetişkinler olarak, çocuğumuzla ilgili nerede hata yaptığımızı fark edebilirsek kısa zamanda çocuğumuzun olumsuz davranışları olumluya dönecektir. Çocuktaki davranışların düzeltilmesi için, önce anne-baba kendini değiştirmelidir.

2. Hitap Şekli : Çocuklarınızı nasıl nitelendirirsiniz? Onlar size göre nasıldırlar?
Hareketli, inatçı, yaramaz, duygusal, meraklı, zeki, değerli, minik, akıllı, çenebaz, uysal, politik, kıskanç, sevimli, tatlı, …………
Sizin çocuklarınız hakkında kullandığınız bu sıfatlarla çocuklarınızın şekillenmesi arasında bir bağlantı vardır.
Peki çocuklarınızı severken, onlara seslenirken, nasıl hitap edersiniz?
Güzelim, bir tanem, kara gözlüm, boncuk, canım, ilk göz ağrım, ceylanım, esmerim, yakışıklım, akıllım, yavrum, kuzum, oğlum, aslanım, sevgilim, erkeğim, hayatım, aşkım, koçum, bebeğim, babacığım, efendi, …….
Anne baba çocuklarına seslenirken “aşkım, sevgilim, erkeğim, hayatım” dememelidir. Siz çocuğunuzun anne ve babasısınız, aşkı, sevgilisi, hayatı veya erkeği değil.
Çocuklarımızın nasıl olmalarının istiyorsak onlara öyle hitap etmeliyiz. Her “paşa oğlum” diye sevilen çocuk paşa olmayabilir. Ama genelde paşalar, “paşa oğlum” diye sevilen çocuklar arasından çıkar. Bu konuda bizzat yaşadığım bir olayı aktarayım: ailem beni küçüklüğümden beri “çalışkan kızım” diyerek severler. İlkokuldan bugüne kadar gerek ülke çapında gerek bölge çapında çok sayıda başarılarım oldu. Bunlar da yetmedi, evlenince soy ismim “çalışkan” oldu. Kardeşimi ise, pek okumasından çok ümitli olmadıkları için her halde, “32 tane otobüsleri olasıca oğlum” diye severlerdi. Ne oldu biliyor musunuz? Kardeşim şu anda oto aksesuarcı. Annelerin duaları kabul olur diye boşa dememişler.

3. İsim Koymak: Çocuğumuza nasıl hitap ettiğimizin yanı sıra ona ne isim koyduğumuz da onun geleceğini belirler. Bu yüzden çocuklara güzel manalı isimler konulmalıdır. Çocuğun ismi, gelecekteki kişiliği hakkına ipucu verir. Çocuklarımıza olumlu davranışlar edindirmek istiyorsak, öncelikle onlara “güzel” isimler koymalı ve “güzelce” hitap etmeliyiz.
Afrika’da Gana ülkesinde bir Ashanti adıyla anılan bir aşiret var. Bu aşiretin adetlerinden biri Çarşamba günü doğan çocuklara “Quwaku” ismi veriliyor. Quwaku saldırgan anlamına geliyor. Çocuklara nihayetinde isimleriyle hitap ediliyor. Ve Gana’da yapılan bir araştırma sonucuna göre, ülkede işlenen suçların %50’den fazlası Çarşamba günü doğan çocuklar tarafından işleniyor.

Biraz da güncel hayata bakalım: Türkiye yüzme şampiyonu Yasemin DALKILIÇ
Halter şampiyonu Hamza YERLİKAYA
Marmara depreminde inşaatları yıkılan müteahhit Veli GÖÇER
BUNLARIN ORTAK YANLARI NE? Soy isimlerinin hayatlarına yansımış olması. İşte isim ve soy isim insan üstünde bu kadar etkili…

Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük…
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, “güzel” diyecek
Güzelleşirdim ben!
Arif Nihat ASYA

4. Ait Olma İsteği: Olumsuz davranışlar ait olma isteğinden de kaynaklanabilir. İnsanlar tabiatları gereği yalnız olmaktan hoşlanmazlar ve yandaş ararlar. Bu yüzden takım tutarlar, parti kurarlar, dernekler açarlar, hatta çeteler bile bu yüzden kurulur. Bu tutumlarının onlara maddi açıdan pek faydası yoktur. Örneğin, tuttukları takımı gururla anlatırlar. Maçlarına gitmek için binbir çeşit sıkıntı çekip üstüne para verirler. Yendiklerinde takım para aldığı halde, taraftara prim verilmez. Yenildiklerinde durum daha da vahim, diğer fanatik taraftarlar tarafından yaralanabilirler. Bunca şeye rağmen yine de takım tutmaktan memnundurlar. Neden? Çünkü bir yere ait olma isteğini tatmin etmektedirler. Bir yere ait olmanın fiziksel anlamda bir getirisi olmasa bile bu duygusal anlamda bir şeydir. Eğer çocuğumuzun ailemize ait olduğunu ona gösteremezsek, o da kendine ait olacağı bir grup mutlaka bulacaktır.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>